Son yıllarda dünyanın her yerinde iklim değişikliğinden  çok daha fazla bahsedilmeye başlandı.

Peki bu iklim değişikliği nedir ?

Dünyada ortalama sıcaklık yaklaşık 15 derece. Geçmişte ortalama sıcaklığın bunun çok üzerine çıktığı ya da çok altında kaldığı dönemler de olmuştur. İklimde bu tarz iniş çıkışların olması çok doğal. Ancak bilim insanları, sıcaklıkların artık önceki dönemlere kıyasla çok daha hızlı bir şekilde arttığını söylüyor.

Bunun arkasında yatan etken, atmosferin güneşten gelen enerjinin bir bölümünü nasıl hapsettiğini tarif eden sera gazı etkisi.Dünyanın yüzeyinden uzaya yansıyan güneş enerjisi, sera gazı nedeniyle uzaya ulaşamadan emiliyor ve buradan da tüm yönlere yayılıyor. Bu da hem atmosferin alt katmanlarının hem de dünya yüzeyinin ısınmasına neden oluyor. Sera gazı etkisi olmasaydı, dünya da yaklaşık 30 derece daha soğuk bir yer olacak ve yaşam için

elverişli bir ortam sunamayacaktı. Bilim insanları, sanayi ve tarım faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan gazların daha fazla enerjiyi dünyada tutarak sıcaklıkların yükselmesine ve doğal sera gazı etkisinin daha fazla hissedilmesine neden olduğunu söylüyor. Bu durum iklim değişikliği ya da küresel ısınma olarak tanımlanıyor.

Peki Sera gazı nedir?

Isınmayı en fazla etkileyen sera gazı, su buharı. Ancak su buharının atmosferde kalma süresi yalnızca birkaç günle sınırlı. Bununla birlikte karbondioksit (CO2) çok daha kalıcı niteliğe sahip. Mevcut miktarın okyanuslar gibi doğal rezervuarlar tarafından emilerek, sanayileşme öncesi düzeylere geri dönülmesi için birkaç yüz yıllık bir zaman geçmesi gerekiyor. İnsan kaynaklı CO2 emisyonlarının büyük bir bölümü fosil yakıtların kullanımından geliyor. Karbon emen ormanların kesilmesi, çürümeye bırakılması ya da yanmasıyla birlikte tuttukları karbon da açığa çıkıyor ve bu da küresel ısınmanın artmasına yol açıyor.

Sanayi Devrimi’nin yaşandığı 1750’li yıllardan bu yana, CO2 düzeyleri de yüzde 30’dan fazla artış kaydetti. Atmosferdeki CO2 birikiminin en az 800 bin yıldır ulaştığı en yüksek düzeyde olduğu hesaplanıyor. Metan gazı ve nitröz oksit gibi başka sera gazları da insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkıyor ancak bunların miktarı karbondioksit kadar yüksek değil.

Peki İklim değişikliği bizi nasıl etkiler ?

  • Tatlı su kaynaklarının azalmasına, yiyecek maddelerinin yetiştirilmesinde sıkıntılar yaşanmasına ve sel, fırtına ve sıcak hava dalgaları nedeniyle görülen can kayıplarının artmasına neden olabilir.
  • Dünya ısındıkça daha fazla su buharlaşıyor ve bu da havadaki nem miktarının artmasına yol açıyor. Bu da bazı bölgelerin daha yoğun yağmur alacağı, bazı yerlerde ise daha fazla kar yağışının görüleceği anlamına geliyor.
  • Bununla birlikte, sıcak geçen yaz aylarında özellikle denizden uzak kesimlerde kuraklık riski de artabilir. Fırtına ve yükselen deniz seviyesi nedeniyle daha fazla sel ve su baskını vakalarında artış bekleniyor. Ancak tüm bu beklentilerin bölgelere göre farklılık göstereceği tahmin ediliyor.
  • Yaşanan hızlı değişimlerle mücadele etme konusunda kısıtlı kaynaklara sahip olan yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha fazla hissedeceği düşünülüyor.( Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir santigrat derece artışın, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda yüzde 6, mısırda yüzde 7.4, pirinçte yüzde 3.2 ve soya fasulyesinde yüzde 3.1 azaltacağı öngörülüyor.)
  • Sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları baş gösterecek
  • Ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma yaşanacak.( Dünya genelinde 3 derecelik sıcaklık artışları için (2050 yılı civarında) yüzde 25-50 seviyesinde verim kayıpları yaşanacağı tahmin ediliyor.)
  • Doğal yaşam alanlarının canlı türlerinin uyum sağlamasından daha hızlı bir şekilde değişmesiyle birlikte bazı bitki ve hayvan türlerinin yok olacağı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, sıtma, suyun kirlenmesinden kaynaklı rahatsızlıklar ve yetersiz beslenme gibi etkenlerin milyonlarca kişinin sağlığını tehdit edebileceği uyarısını yapıyor.
  • Atmosfere salınan CO2 miktarı arttıkça okyanusların emdiği gaz miktarı da artıyor ve bu da suların daha asitli hale gelmesine neden oluyor.
  • Küresel ısınma sonucunda sıcaklığın daha artmasına yol açacak başka değişiklikler de görülecek. Bunlar arasında yüksek bölgelerde bulunan sürekli donmuş toprak tabakasının (permafrost) erimesiyle çok yüksek miktarlarda metan gazının açığa çıkması da yer alıyor.

Kısacası ; İklim değişikliğiyle mücadele, bu yüzyılda insanlığın önündeki en büyük zorluklardan birisini oluşturuyor.

 

 

Peki alınabilecek önlemler nelerdir ?

-Türkiye’de  önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3 derece sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.

-Tarımın olumlu etkilenmesi için yapılabilecek uygulamalar arasında yağmur hasadı kullanılmalı.

-Tasarruflu su kullanımı, doğrudan ekim yöntemi, rüzgar perdesi uygulanmalı.

-Gübreleme, arazi toplulaştırma, organik tarım, biyoenerji kaynakları da uygulamalar arasında olmalı.

-İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için, tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli.

-İklim değişikliğine ‘uyum fonu’ acilen oluşturulmalı.

-Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.

-Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı.

-Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli.

-İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı.

 

 

                                             

http://www.tumgiad.com.tr

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.