Erdoğan, Danıştay’ın Ayasofya kararının ardından 1453 yılına atfen dün saat 20.53’te ‘Millete Sesleniş’ konuşması yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu mesajları verdi:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya şifreleri! 20.53’teki konuşmada dikkat çeken detaylar

ÜCRETLİ GİRİŞ KALDIRILDI: Kararın milletimize, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığımız konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığımız da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladı. Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte Ayasofya Camii’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırıyoruz. Ayasofya’nın kapıları yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır.

GÖRÜNTÜ VERMEK DOĞRU DEĞİL: Hazırlıkları süratle tamamlayarak 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazıyla birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planlıyoruz. Dolayısıyla 24 Temmuz’a kadar tüm milletime, camideki çalışmalarımızın süratle yürüyebilmesi, bir an önce hazırlıkların bitmesi için gelip burayı görme gibi bir telaşın içine girmelerinin doğru olmayacağını hatırlatmak istiyorum. İçeride ve dışarıda görüntü vermek, gösteri yapmak bunlar doğru değil.

Ayasofya için tarihi karar

KARARA SAYGILI OLUN: Bazı eksikler var, bu arada onları da gidermiş olacağız ve 6 ay gibi bir süre içinde yapacağımız bazı hazırlıklar var. Öyle hazırlıklar yapıyoruz ki Müslim, gayrimüslim hepsi geldiği zaman dedikoduların olmadığını tam aksine bizler ecdadımızdan devraldığımız mirası nasıl geleceğe taşıyacağımızın en güzel örneğini vereceğiz. Herkesi, ülkemizin yargı ve yürütme organları tarafından alınan Ayasofya kararına saygılı olmaya davet ediyorum. Uluslararası alanda bu konuda ortaya konan her türlü görüşü elbette anlayışla karşılarız ancak Ayasofya’nın hangi amaçla kullanılacağı konusu, Türkiye’nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. Yeni bir düzenlemeyle Ayasofya’nın ibadete açılıyor olması, ülkemizin egemenlik hakkı kullanımından ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, başkenti, ezanı, dili, sınırları, 81 vilayeti neyse Ayasofya’nın vakfiyesine uygun şekilde camiye dönüştürülmesi hakkı da odur. Bu konuda görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi bağımsızlığımızın ihlâli olarak kabul ederiz.

567 YILLIK HAK: Fatih’in vakfiyenamesi içinde ne varsa o bizim için asıldır. Türkiye olarak nasıl diğer ülkelerdeki ibadet mekânlarıyla ilgili tasarruflara karışmıyorsak, biz de tarihi ve hukuki haklarımıza sahip çıkma konusunda aynı anlayışı bekliyoruz. Üstelik bu öyle 50-100 yıllık değil tam 567 yıllık bir haktır. Türk milletinin Ayasofya üzerindeki hakkı yaklaşık bin 500 yıl önce bu eseri ilk inşa edenlerden daha az değildir. Tam tersine yaptığı katkılar ve güçlü sahiplenişi itibarıyla milletimizin bugün Ayasofya üzerindeki hakkı daha fazladır.

YENİDEN DİRİLİŞ: Bugün Ayasofya, inşa edildiği tarihten itibaren defalarca şahit olduğu yeniden dirilişlerinden birini yaşıyor. Ayasofya’nın dirilişi, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının habercisidir. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir. Türk milleti, Müslümanlar olarak dünyaya söyleyecek yeni sözlerimizin olduğunun ifadesidir. Ezanın aslına döndürülmesinden 70 yıl sonra Fatih’in emaneti Ayasofya’nın da cami olarak hizmete girmesi gecikmiş bir yeniden silkiniştir. Bu tablo, İslam coğrafyasının dört bir yanındaki sembol değerlerimize yapılan hoyratça saldırılara verilmiş en güzel cevaptır. Türkiye son dönemde attığı her adımda artık zamanın ve mekânın nesnesi değil öznesi olduğunu göstermektedir. Bu kutlu yolda yürümeye menzile ulaşana kadar devam edeceğiz.



[Herkese sonuna kadar açık olacak

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.